Dönüp Bak ve Hatırla!

Az önce baktığım için buraya uğrayan sayısının az olduğunu biliyorum. Zaten itiraf etmek gerekirse, olur da ani bir formatla yüzleşmem gerekirse diye depo olarak kullandığım yerlerden biri olarak tanımlamakta sakınca görmüyorum burayı.

Fakat gel gör ki sadece bilgisayarımdaki birkaç şey değil depolanma ihtiyacı duyan, düşüncelerimi de zaman zaman depolamam gerekiyor. Özellikle de çok çok zayıf bir hafızam olduğunu bilirken. Eminim herkesin böyle bir ihtiyacı vardır. Ama ben düşüncelerini kendine saklayabilen bir insan değilimdir. Bu yüzden belki bunu gören biri olur ve “Üzme kız kendini.” der, bir gram neşelenirim diye bunu yazıyorum. Kimse çıkmasa da ben bakar ve “1 Temmuz 2012, gece saat 4-5 sularında işte tam da bu kafadaymışım. Bu hislerimi hatırlamalı ve aksi yönde davranmamalıyım!!” diye gaz veririm kendime -umarım-

Hafızamla birlikte kararlılığım da çok zayıftır. Aslında bana yapılanı net hatırlamadığım için de bir karar verince ardında durmakta sıkıntı yaşıyor olabilirim, bilemiyorum. Neyse ben böyle anlarda cümleler içinde kayboluyorum. Hele de arkaya bir şarkı açmışsam daha da fena oluyorum, bıraksan sabaha kadar konuşurum ve ne anlattığımı da hemen hemen hiç hatırlamam.

Orda bir yerde beni bizzat tanıyan ya da en azından twitter’dan takip eden var mı bilemiyorum. Orda biri olup olmadığını bilmediğim gibi… Ama ben herkes her şeyi biliyormuş gibi gelişine yazacağım.

Neden? Neden bırakamıyorum? Sevmiyorum onu, o da beni sevmiyor. Hatta bir zamanlar sevdik ama artık bir şey kalmadı türü bir şey de değil bu. Oldum olası sevmedim, oldu olası sevmedi. Peki neden birleştik? Neden bitiremedik? Bilmiyorum. O da bilmiyordur. O benden de salak çünkü. Tek bildiğim yalnızlıktan ödümün patladığı.

Çocukluğumda bir yara almış olsam, ne bileyim sevgi eksikliği falan yaşamış olsam durumuma en azından anlam verip bir çözüm yolu arayabilirdim; ama hayır. Ailem yönünden fazlasıyla şanslıydım ve hep sevilerek büyüdüm. Peki büyüdükçe içimde oluşan ve kontrol edemediğim bu sevgi arayışı neden? Neden böylesine açım birilerinin sevgisine? Ama hayır, dedim ya o beni sevmedi ve ben bunu iliklerime kadar hissettim, bildim. Belki de sevgi değildi aradığım. Neydi o zaman? İlgi miydi? Sevilmek ve ilgi görmek arasındaki keskin farkı çizemiyorum ben, kusura bakmayın. O yüzden bundan da emin olamıyorum.

Şimdiyse o kadar çırpındıktan, o kadar elimdekini kabullenişten sonra sanırım gerçekten bittiğini anlamaya başlıyorum. Halbuki asla kopamamak o kadar normaldi ki aradan haftalar geçmeden bu sefer bittiğini bile anlayamadım. Ve asla sevmediğim o kişi için sevgiden ya da acıdan yoksun yaşlar döktüm. Neden ağladığımı bile bilmiyordum. Canım da yanmıyordu. Gayet normaldim, elimde dondurma kasem, önümde laptop çeviri yapıyordum. Evet son günlerde onsuz olunca yapacak işim de kalmadı ve böyle oyalanır oldum. Ne yalan söyleyeyim rahatsız da hissetmiyordum kendimi, tamamen güvendeydim. Derken kapımdan içeri kedim girdi koşturarak, aniden kucağıma fırladı ve burnunu suratıma dayayarak beni sevdi. O an ne oldu bana bilmiyorum ama evet ağlamaya başladım.

O kadar nefret ettiğim öpüşlerini özleyeceğim aklıma gelmezdi. Benle kalması için onun da bazı nedenlere ihtiyacı vardı ve ben de ona en azından bu kadarını verecektim. Karşılığında benim olduğu sürece sorun yoktu. Şimdiyse onu yanımda tutmak için belki de normal olmayı denemeliydim diye düşünüyorum. Herkes nasıl yapıyorsa, her ilişki nasıl yürüyorsa onları yapmalıydık belki de. Ama biz arada normal de oluyorduk ki. Neydi yetmeyen? Neydi eksik olan? İstese çok da güzel ilgilenirdim onla, derdine de koşardım, neşelendirirdim de. Karşımda ağlayabilirdi. Ben onu her haliyle görmüş ve kabul etmiştim. O da beni. Ya da ben mi öyle sanmıştım? Kabul etmeye çalışmış ve başaramamış mıydı?

Onun ne düşündüğünü bir kenara bırakalım. Benim derdim ne? Şu ana kadar hep olmazsa olmaz ama olursa daha bir güzel düşüncesiyle hareket etmişken şimdi onun tekrar benim olmayacağını bildiğim için mi kıymete bindi? Aslında hep aşkın kendisinden çok ayrılığın verdiği o his beni bağladı kendisine, inkar edemem. O histen nefret ettim, ama kaçmak da istemedim. Kurtulduğum zaman yeni doğmuş gibi derin nefesler aldım ve tekrar beni kucakladığında eski bir dost gibi kabullendim onu, sigara dumanımda nefessizliğe boğdum. Off ben ne cümle kurdum! Çok bayat oldu farkındayım ama çıkıverdi bir kere. Kusura bakma bunu okuyan.

Kendimi şarkılara vurdukça içimde büyütüyorum hislerimi, bir zamanlar olmadığından emin olduğum o hisleri… Şu anda kim bilir nereye çıkmıştır o, kim vardır yanında bilmiyorum. Kıskanmıyorum da gerçi. Sadece o kaldığı yerden devam ederken benim sabaha karşı uyku tutmadığı için oturmuş bunu yazıyor olmam sinirlendiriyor beni. Onu sevmediğim halde her aradığında koşturup hayatımın merkezine onu koyduğum ve o gidince boşluğa düşüp yapacak bir şey bulamadığım için kızıyorum kendime. Belki de sorunum budur. Hayatımı merkezleyeceğim bir insana ihtiyacım vardır.

Gerçekten de öyle bir insan olduğunda geri kalan her şey kendiliğinden düzene giriyor gibi hissediyorum. Öyle biri olmadığındaysa sanki her şey parçalara ayrılıyor ve ne kadar zorlarsam zorlayayım birleşmiyor. Zamanında bir heves alıp da üşenip yapmadığım 1000 parçalık yapboz gibi. Hevesim kaçıyor uğraşmaya. Ben de bırakıyorum. Nasıl olsa bırakınca da devam ediyor hayat. Parça parça ya da toplu, devam ediyor bir şekilde işte.

Bu yazıyı nasıl toparlayacağım ya da en başından yazmamdaki amaç neydi emin değilim. Sadece aklımdan ne geçiyor bileyim ve olur da aslında gerçekten bitmemiş, ayrılıp barışmalardan biriymiş, sadece biraz daha uzun sürmüşse ne tepki vereceğimi bileyim bana dönüşüne. Evet, tüm söylediklerimden sonra hala bir parçam bana geri geleceğini söylüyor, daha önce onlarca kez döndüğü-döndüğüm gibi. Dönerse onu kabul etmeli miyim bilmiyorum. Bana yaptığı bir şey yok, incitmişliği yok. Bizim sorunumuz bağlanışımızın bir nedeni olmaması. Birbirimizi ne olarak gördüğümüzden emin olsak belki de sorun kalmayacak. Ama birlikte oturmuş yemek yerken, boş boş sohbet ederken birbirimize nasıl hitap edeceğimizi bile bilemediğimiz bir durumdayken işler tuhaflaşıyor işte. Bunu bir aşabilsek belki her şey daha farklı olacak. Ya da belki de birbirimizi sevmiyorken zorlamamak en iyisidir ve sonunda benden gidebilmişken benim de onu bırakmam gerekiyordur.

Ne var? Bir çözüm mü bekliyordun? Gelecekte dönüp bunu okuduğunda birden aydınlanacağını falan mı sanıyordun? Sen asla düşüncelerini toparlayabilen biri olmadın ki. Sana gelen kimseyi reddetmedin. O da bunu bildi, bu yüzden senin için özel olmadığını düşündü. Ona diğerlerinden daha çok ilgi gösterdiğini de bilmedi elbette. Zaten ona daha fazla ilgi göstermenin özel bir nedeni de yoktu. Unutma.

Al sana bunu yazarken dinlediğin şarkılar. Evet bu yazıyı yazma nedenin de altyazı yapmanın kesmemesi olmuştu eveeeeet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s