K-indie mi dedi biri?

Son günlerde çok sık dinlediğim albümlerden bahsetmiş ve birini sonraya saklamıştım. Eh vakti geldi. Bugün onları tanıtacağım. Daha doğrusu şöyle üstünden biraz anlatacağım ve okuyanın merak edip araştırmasını umacağım. Uzatmadan başlayalım mı?

90ların ortasında Lee Junho diye bir adam tutuyor diyor ki bende DJ’lik var, dur ben şunu biraz daha ilerleteyim, albüm çıkarayım! Öyle hemen çıkarmıyor elbette albümü, uzunca bir süre tek başına çalışıyor diyebiliriz Casker adı altında. Casker’ı bir proje olarak oluşturuyor aslında, aynı Clazziquai Project gibi düşünebilirsiniz. Bu yüzden karşılaştırmalar yapıldığına da şahit oldum keşif evremde; ama kıyaslama yapmayı gereksiz buluyorum. Ha bu arada “Clazziquai Project de nedir, yenir mi ki?” diyenleriniz için de google ellerinizden öper, beni beklemeyin keşfedin derim. Neyseciğime efendim biz o ilk albüme 철갑혹성 (Sturgeon Planet) -Google Translate’ime kuvvet- diyeceğiz ve albümün tekno ağırlıklı olduğunu ekleyeceğiz, ki Casker’ın müziğinin zamanla evrimleştiğini daha da bir farkına varmış olalım.

2004 yılında Lee Junho 2.albüm Skylab üzerinde çalışmaya başlıyor. Aynı dönemde vokalist arayışı da başlamış oluyor ve Yung-jin ile böylece tanışıyor. Yung-jin’le birlikte Casker, günümüzdeki duo halini alıyor. Az sonra şarkıları dinlerken bu harika ses olmadan Casker bugünkü gibi olur muydu düşünün derim. 2005′te yeni Casker Skylab’i çıkarıyor.

Bu grup nasıl yerini sağlamlaştırmış dersek eğer, elbetteki her indie grup gibi onlar da sürekli canlı performanslar sergilemek durumundalar. Her zaman çok büyük yerlerde sahne alıyor falan da değiller, malum indie’nin kaderi. Bunun yanı sıra dizi müzikleri yapıyorlar. Dizi müzikleriyle adı sanı duyulan pek çok grup var, şaşırılacak bir durum yok ortada. Pek çok kişinin K-indie ile tanışmasının Coffee Prince vasıtasıyla olduğu da bir gerçek, unutmamak lazım.

Neyse efenim Casker düzenli olarak yeni albüm çıkarmaya ve varlığını sürdürmeye devam ediyor. 2006′da 3. albüm Between, 2008′de 4. albüm Polyester Heart ve 2010′da 5.albümleri Tender‘ı çıkarıyorlar. Ben de burada hemen araya gireyim ve yeni çıkardıkları albüme gelmeden eski şarkılarından birkaç çevirimi araya sıkıştırayım.

İlk paylaşacağım şarkı Casker’ın şu ana kadar dinlediklerim içinde en beğendiğim şarkısı olsun mu mesela? Öncelikle uyarımı yapayım, ben karamsar, zaman zaman depresif, hatta insanı hasta eden şarkıları seviyorum (Biraz abartmış olabilirim). Bu yüzden zevklerimiz uyuşmayabilir ve siz başka şarkılarını beğenebilirsiniz. Bunun olabilmesi için ilk şarkıdan “Sıkıldım” demeden kendi tarzınıza uyanı bulmanız gerekiyor. Çünkü Casker geniş bir yelpazede şarkılar sunuyor size. Neyse ilk şarkı 47 (Ver.2):

İkinci şarkı Going To You:

Ve son olarak Wish geliyor. Hemen ardından son albümlerinden bahsedeceğim.

Umarım beğenmişsinizdir; ama ben her halükarda yoluma devam ediyor ve yazıyı sonlandırmaya yaklaşıyorum.

25 Ekim’de Casker 6.albümleri Journey ile bir kez daha hedefi vurdu. Albümü indirmek için:

http://www.mediafire.com/?dpn6mbsf2ainkrp

Şarkılar:

  1. Intro
  2. The Healing Song
  3. 나쁘게 (Badly)
  4. Wonderful
  5. Undo
  6. 잔상 (Inst.) (Afterimage)
  7. 편지 (Letter)
  8. P
  9. 천 개의 태양 (A Thousand Suns)
  10. Face You
  11. 여전히 (Still)
  12. Blossom

Bu albümden de iki favori şarkımı çevirdim ama siz Still, Wonderful ve The Healing Song’a da biraz dikkat edin yönlendirirmiş gibi olmayayım…

Bu albümden, beni daha ilk anda çarpan şarkı A Thousand Suns oldu. Buyrunuz:

Ve son olarak Undo geliyor.

Nasıl? Beğendiniz mi?

K-indie mi dedi biri?” üzerine 3 yorum

    1. Coffee Prince OST açısından sadece belli kalıplarda kalmamıştı, pek çok kaliteli indie grup ismine Coffee Prince soundtracklerinden ulaştı insanlar. Bloglara bakınca ilk k-indie grubunu CP ile keşfetmiş bir sürü insan olduğunu gördüm. Güzen dizi müzikleri vardı ama kerataların.

  1. Pek çok kişinin K-indie ile tanışmasının Coffee Prince vasıtasıyla olduğu da bir gerçek, unutmamak lazım. bu kısma tamemen uyuyorum..coffee prince benim en sevdiğim kore dizilerinde ilk3’e oynuyor belikide birincisi..bende bu dizi sayesinde k-indie’ye bulaştım ve iyiki bulaşmışım çok çok ayrı bir dünya indiecilerinki…az kişinin bildiği o kadar harika gruplar-kişiler var ki her eşelemede ayrı bir cevher bulma hissi muhteşem gerçekten…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s