Her Şey Nasıl Başladı?

Karlı bir kış günüydü efenim.. Tamam tamam cıvık giriş yapmıyorum. Zaten “her şey” demek fazla iddialı oldu. Daha ziyade bu Kore tutkusu nasıl başladı ondan bahsetmek istiyorum ben.

-Ahahhah ayyynnneeen!!

-Ay yok artık ben de ilk o diziyi izlemiştihihihihim!!

-İlk dinlediğim şarkı mı? Elbette ki hedeeeeehhöö.

-Ya yok artık bu kadar olur!!

Kore ilgilisi diğer insanlarla tanışma, görüşme, buluşma durumlarında muhabbet doğal akışında ilerlemezse can kurtaranım “Kore’yle ilgilenmeye nasıl başladın?” sorusunu ortaya atmaktır. Bazen benden hızlı çıkıp bu soruyu bana yöneltenler de olur hani. Sonuçta kişi hevesle anlatmaya koyulur. Tuhaf da gelmez sana, benzer şeyleri yaşamışsındır zaten. Sonuç olarak yukarıda yazdıklarıma yakın tepkiler küçük büyük dinlemeden hemen herkesin ağzından dökülebilecek potansiyel cümlelere dönüşür.

İlginçtir -ya da aslında değildir- benim Kore’ye dair gram ilgim yoktu. Hepsi birer “çin çan çon” belki biraz “Takashi, Tsubasa” en olmadı “Mataramasuko” idi (Evet yahu hiç de ilginç değilmiş aslında). Sonra biraz anime izledim de kendilerinin Japon olmadığını anladım. Belki artık “Çinli” ile karıştırabilirdim. Ama yoo dostum, Japon olmadıklarının bilincine artık varmıştım.

O zamanlar ağır ergenlik geçirdiğim bir dönemdeyim. Yaş 14-15. Ben bir fanfiction oku, bir fanfiction manyağı aman sorma gitsin! Hayatım fanfiction olmuş! Bir şey ima ettiğim yok, sadece durumum fena onu özellikle anlamalısınız. Sağlıklı bir takıntı değil yani, aşırısı. Neyseciğime efenim devam ediyorum. O zamanlar böyle K-pop fiction’ı diye bir şey yoook. Biz Harry Potter, Buffy, belki Supernatural falan öyle takılıyoruz genelde. Bir de anime izliyoruz. Naruto diye bir illete başlamışız. Shippuuden’e az kaldı dayan yetiştik diye ha babam anime peşindeyiz. O aralar annem Saraydaki Mücevher diye bir şey izliyor, bir gram ilgimi çekmiyor ama tipleri görüyorum Japon değiller de ne bunlar çıkaramıyorum. “Çinli heralde vallaha bilemedim” diyerek fazla da zorlamıyorum.

2008’in ortalarında bir yerlerde, bahar bitiyor da yaza mı giriyoruz ne, işte öyle bir dönemde taparcasına takip ettiğim bir fanfiction yazarı TRT’de yayınlanan “Düşlerimin Prensi” diye bir diziyi tavsiye ediyor. Bu kadar beğendiğim bir yazar kalkıp tavsiye etmiş, bari bir bölüm bakayım diyorum. Dizi biraz tuhaf geliyor ama çok da eğlenceli. Özellikle de bünyen ona alışık değilse daha da bir ilgini çekiyor. Şimdi aradan biraz zaman geçmiş ve Kore dizi kalıplarına aşina olmuşsun, eskisi kadar kolay beğenemez oluyorsun her şeyi. Halbuki o dönemler öyle yeni, öyle bebek kokuyor ki kapılıyor gidiyorsun. Her şey çok sıradışı, dublajı bırakıp orijinal dilinde izlemeye de başlayınca verdikleri tepkiler değişik. Derken derken kaptırıp gidiyorum.

Dizi müziklerine çok kafa yormuyor, henüz hiçbir grubu bilmiyorum. Bir tek Düşlerimin Prensiyle açılış yapınca Goong S’e de bakayım diyerek Se7en’ı şarkıcı belliyorum o kadar. Birkaç ay bu şekilde geçip gidiyor, arada Japon dizilerine de bakacak kadar açık fikirli oluyor ve Japon dizilerinin Kore dizilerinden bile acayip olduğunu görüyorum. Sahi ya ben niye artık Japon dizisi izlemiyorum? Neyse konu bu değil.

Bir gün hangi diziyi izlesem acaba diye düşünürken I’m Sam’i buluyorum. Lise 2’deyim, elbette kaçırmıyor ve başlıyorum! Orda Choi Seung Hyun ya da herkesin bildiği adıyla dın dın dın dın (Jaws müziği) T.O.P ile münasebetimiz başlıyor. Çocuğun asi havalarına, tipine falan bütün hormonlarımla tutuluyorum zaten, orasını inkar etmiyorum. Şu anda bu yazıyı yazdığım için de az biraz utanç başladı aslına bakarsanız ama nedense içimden bunu yazmak geçiyor. Neyse… Orda rap yaptığını duyunca bu da Se7en gibi şarkıcı&oyuncu herhalde diyorum (aynı şirkette olmaları ilginç) ama google’a T.O.P yazınca top resimleri falan çıkıyor, çocuğu bulamıyorum!

-Az önce aynı şekilde görselde arattığımda ilk sayfadan fotolarının çıktığını gördüm ve zaman eskisi gibi değil azizim hissiyatına kapıldım efenim-

Çeşitli kombinasyonlar yaparak “Bigbang T.O.P” sonucuna varıyor ve ilk K-pop grubumu da keşfediyorum! Konfetiler!!! Haru Haru’yu dinliyor ve bayılıyorum. Haklarında araştırmalar yapıyorum, videolarına gömülüyorum. Eh şükür İngilizce’den de az biraz anlıyorum keşif bir keyfe dönüşüyor! Dizilerden aldığım keyfin kat kat fazlasını alıyor ve eğlence programlarına dalıveriyorum. Ama içimde bir yerde hala “Kendime 1 yıl verdim, ben bu Kore’yi bırakırım.” diye düşünüyorum. Çünkü fazla “aynı” gelmeye başladığını hissediyorum. Genel olarak cıvıl cıvıl bir şey, bir Bigbang değişik ve ilgi çekici geliyor o dönem ama o da nereye kadar diyor iç sesim. Ve henüz hala tüm şarkılarını da dinlememişim. Bu önemli. Hep benzer şeylere takılmış kalmışım yani. Yargısız infaz yapıyorum. Derken şu videoyu izliyor ve karman çorman duygular içinde, tepetaklak buluyorum kendimi.

Bu çocuklarda bir ışık, bir fark var diyor ve benzer şeyleri bırakıp inciğine cinciğine kadar araştırmanın en iyisi olacağına karar veriyorum. Bu arada zaman geçiyor. Değişik, nispeten aykırı gruplar çıkmaya başlıyor. Bir de benim ilgimin başlamasının hemen ardından efsane isimler, bugün bile bıkmadan usanmadan dinleyebileceğimiz şarkılar ardı ardına geliyor. Kaçış imkansız oluyor yani. Bir K-popkolik oluyorum. Eğlence programları gırla gidiyor. Arada dizi&film de bakıyorum ama ağırlığım ilk ikisinde kalıyor. Derken benim yaş ilerliyor. Ve ve ve… sonunda K-pop beni kesmiyor ve adı sanı duyulmamış grupları bir şekilde merak edip bulmaya çalışır hale geliyorum. Olay görsellikten çıkıyor ve diğer duyuların açlığına dönüşüyor.

2 ay sonra 20 yaşında olacağım. Hala genç olmakla birlikte o eski ergenden eser yok şimdi. Belki hormonlarım sürükledi ama olsun, Bigbang ile tanışmama vesile olmasına her zaman şükredeceğim. Alternatifinde ne olurdu bilemiyorum, yani Bigbang ile tanışmasaydım… Sanırım gerçekten de biçtiğim ömür kadar kalırdı ilgim, 1 yıl. O yukarıda paylaştığım video benim için bir dönüm noktasıydı. Az önce youtube öneriverince ilk izlediğim zamanki gibi allak bullak olduğumu hissettim. Ve tozlu anılarım üstündeki örümcek ağlarını temizleyince bu yazı çıkıverdi işte ortaya.

O kadar. Benim Türkçem bitti.

Her Şey Nasıl Başladı?” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s