Baharda Ne Dinlemeli? No Reply!

a doorDaha önce sizlerle, esasında kendime saklamak istediğim; fakat gün geçtikçe artan k-indie severlerin dikkatinden kaçmayacak, bu yüzden de gizlemeye çalışmanın anlamsız kaçacağı bir grup paylaşmıştım: No Reply.

Kimdi bu No Reply? Çok değinmemiştim, evet. Bu yazıda da çok değinmeyeceğim, zira kendilerine dair öyle uzun uzadıya makaleler falan – en azından benim bildiğim iki sevimli minicik dilde – mevcut değil. Biraz hatırlayalım ama yine de, sonra esas amacıma geçeriz.

2006 yılında bir müzik yarışması ile piyasaya girmiş, iki kişiden oluşan bir indie grup No Reply. Aynı zamanda klavyeden de sorumlu olan vokalistimiz Kwon Soon Kwan ve gitarist Jeong Wook Jae ile tamamlanan bu ikilimiz, Happy Robot Records bünyesinde kendileri gibi pek çok yetenekli, muhteşem ve bendenizin ağzı sulana sulana dinlediği grup ile sağlam bir yerde bulunmakta efenim. The Solutions, Serengeti, The Koxx, Daybreak daha önce burda ya da belki de twitterda bahsettiklerimden oluyor. Üzerine bir de No Reply ekledin mi… Boşuna dememişim yani, değil mi?

No Reply nasıl bir ruh haline ya da ne tür müzik seven insanlara hitap eder diye uzun uzadıya düşündüm. Sonuca varamadım. Çünkü her şarkının altında yumuşacık, tatlı bir tını var. Sevilmemesi için hiçbir neden bulamadım, herkese hitap ediyor olmalı sanki. Ya da belki de sadece elektronik, hiphop ya da pop sevenlere hitap etmeyebilir, pardon. No Reply klasik minimal havasından sıyrılıp gitar, klavye, hafif bateri vuruşları, yer yer içinde hapsolduğunuz keman ve o tuhaf, göğüs kafesinde titreşim oluşturan (sadece bana mı oluyor o bilemiyorum, saçmalıyor olabilirim) bas… Cümlenin başını unuttum.  Hah bu standart, hoş basitlik ve akış içinde giden müziğinden biraz sıyrılıp nispeten daha hareketli parçalara geçiş yaptığında bile bir yanı yumuşacık kalmaya devam ediyor. Ben No Reply’ım, beni başkasıyla karıştırma diyor. Öyle de elinin tersiyle oturtası var yani. İlginç.

İşte No Reply böyle bir grup idi. Şimdi gelelim bu yazının yazılış sebebine…

3 hafta kadar önce (11 Nisan 2013 itibariyle) bu grubun vokalist ve klavyecisi olan Kwon Soon Kwan solo albümü A door’u görücüye (bizim durumumuzda dinleyiciye tabii) sundu. Albümü bugün dinledim. 3 haftadır ne yapıyordum? Albüm çıkardığından haberdar olmamakla vakit öldürüyordum diyelim.

Bu albümle ilgili olarak yukarıda anlattıklarıma eklemeler yapabilirim ancak, eksiltecek yönü yok çünkü. Hatta No Reply’ın çoğu şarkısından bile zengin olduğunu söyleyebilirim. Daha yoğun… Yer yer kendimi bir müzikalin ortasında gibi hissettiğim olmadı değil.

Önceden de kendilerine yakışan müziği yaptıkları için “rengini bulmuş” tarzı bir yorum yapmak doğru kaçmayacak; ama sanırım solo bir albüm olduğundan daha bireysel hisler ve hedeflerle muhattap olmuşuz ve ilk solonun getirdiği aşırı özen de söz konusu olabilir. Yazı ile ifade edemem ben bunu, albümdeki her bir şarkı üzerindeki özeni ve her birinin temizliğini duyunca kelimelere ihtiyaç kalmadan hissediyorsunuz zaten demek istediğim şeyi. Öylesine… Pürüzsüz ve akıp gidiyor ki… Rahatsızlık değil de huzur veren seviyede apaçık renklerle döşenmiş, yeni temizlenmiş hafif limon kokan, perdeleri sonuna kadar açık, güneş ışığını doğrudan içeri alan, birkaç adım ötede denizin dalgalarını duyabildiğin o hayali evler vardır hani, filmlerde falan görüp özendiğin cinsten… İşte öyle bir yerde tek başıma oturmuşum da kafa dinlendiriyormuşum gibi hissediyorum. Yahu ben bu albümü çok sevdim, tarafsız konuşamıyorum. Az sonra şunu tavsiye ediyorum bunu mutlaka dinleyin diye öneriler sunmam gerekecek ama hepsini önereceğim galiba.

Öncelikle title olarak seçilen, albümde ikinci sırada yer alan 그렇게 웃어줘 (kıreoke useojweo) -google translate’e göre “Me who laughs like that” olabilir “I laugh like that” de olabilir bilemedim- nasılmış bir göz atalım ve benim o kadar muhteşem şarkı içinden neden bunun seçilip, buna MV çekildiğini algılayamayışımla baş başa kalalım. Sevmediğimden değil, sadece daha çok sevebildiğim bir şeyler var. Gerçi bana kalsa seçemezdim ya neyse. Belki de bahara uygun gelmiştir, ondan bunu seçmişlerdir.

Şimdi albüme adını veren A Door’a bir bakalım derim. Gerçekten çok güzel. Öyle böyle değil, güzel ötesi. Aşırı aşırısı güzel hatta asdfhjk

Albümdeki şarkılar: 

Google Translate’tir şarkı isimlerinin yanındaki İngilizceler.

  1. Home again (Mutlaka dinleyin!)
  2. 그렇게 웃어줘 (Çıkış şarkısı olan)
  3. 우연일까요 / Coincidence (Daha ritmik, daha hareketli, dinlemeli)
  4. Keep going (Albümün en hareketli şarkısı ve çok eğlenceli)
  5. 건너편 / The other side (Şu müzikaldeymişim gibi hissettirenlerden)
  6. 긴 여행을 떠나요 / Let’s go for a long trip (Tam bir bahar şarkısı diyebilirim. Bunu dinleyerek sepetli bisikletine binip aşık olası geliyor insanın. Öyle bir şey yapacağından değil tabi, hep müzik videolarının bize dayatması bunlar)
  7. Tonight * (Kesinliklelerden biri)
  8. 별 / Star 
  9. One more time (Şimdilik favorim… ilk üçümde diyelim en iyisi)
  10. 변하지 않는 것들 / Things that don’t change (Favo…ilk üç)
  11. A door

Albümü indirmek için tıklayın

Ve son olarak bir süredir elimin altında bekleyen bir No Reply çevirisi vardı. Sanırım burda paylaşabilirim. No Reply – Not a Bad Day:

Sonun sonu olarak:

Not a Bad Day, Mint Paper Project 4’teki şarkılardan biridir. Videoyu açarsanız sol tarafta öyle bir yazı göreceksiniz. Merak edebileceğinizi düşündüm. Mint Paper Project nedir görmek için Nym‘in yazısına bakabilirsiniz.

Baharda Ne Dinlemeli? No Reply!” üzerine 3 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s